17 Ağustos 2012 Cuma
Mezarimiz Nerede olmali?
Gömülme hususunda son zamanlardaki talep, din eksenli yaþayanlarýn dýþýnda kalanlarda garip bir geliþme gösteriyor.
Deniyor ki, mezarým gül bahçeleri içinde, selvi aðaçlarý altýnda ya da dere kenarlarýnda olsun. Bu nedenle ‘Aþiyan’ý tercih’ ederim. Çünkü Boðaz’ý görüyor.
Ýsteklere bakar mýsýnýz!
Ýnsanýn gülesi geliyor. Trajý-komik bir durum var anlayacaðýnýz. Ne hikmetse, böyle yerleri tercih ediyorlar, tutku ile istiyorlar. Ýþe yarayacaðýný düþünüp berbat bir yere gömülmek istemiyorlar. Umarsýz bir yaklaþým bu. Cehaletin tipik bir örneði.
Herhalde iþin aslýný bilmiyorlar veya habersizler.
Yani hayatýn hiç bir olgusu karþýsýnda bu kadar kesin davranmayan ve bu düþüncelerinde sabit olan insanlar var.
Anlatalým:
Her kim, nerede gömülürse gömülsün, bir þey deðiþmez. Mezar yeri bile belli olmayan nice insan , þehitler yok mu.Boðularak ölen iman sahipleri için ne düþünebiliriz?
Mezar yerini “iyi” ya da “berbat” diye vasýflandýrmak hiç de doðru bir yaklaþým olmuyor.
Aralarýnda bir fark olmadýðýný söylemek gerekiyor.
Bu arada, mistik bir ayrýntýda ki uyarýyý da unutmayalým: Allah Rasulü (s.a.v) diyor ki: ‘Ölülerinizi Salih kimselerin yanýna gömün.’ Bu hadisi þöyle yorumluyorum.
Zahirde iyi komþu hayatýn yaþamýn nasýl bir gerçeði ise, iman sahibi bir kimsede mezar yaþamýnda bu mesabededir.
Mevta ölümün akabinde izafi gayb âlemine geçtiðinde, huzurlu bir ortamýn nimetlerinden faydalanabilir. Akabinde yeniden gerçekleþek bir Baas ortamýna kadar da bu yaþamý sürdürebilir.
Yeterki mezarda Rabbin kim? Kitabýn Ne? Men Nebiyyike? olarak sorulan sorulara cevap verilebilsin, Yani önce münkire nekire üstünlük saðlanabilsin.
Salih bir insana hem bir dost hem de komþu olmak açýk söyleyeyim imrenilecek hatta kýskanýlacak bir durum yaratacaktýr.
Aksini düþünmek bile insana acý ve ýzdýrap verecektir.
Toplumsal Hafiza
Güncel olaylar gösteriyor ki toplumsal hafýzamýzý kaybetmiþ bulunmaktayýz. Üstelik bu durum, farklý kutuplardaki görüþleri savunan fikir sahipleri tarafýndan, son yýllardaki çeþitli vakalarýn ardýndan hatýrlatýlmýþ ve herkes bu uyarýlardan þöyle ya da böyle nasibini almýþtýr.
Geçmiþte topluma acý veren, sistemin çalýþma prensipleri ve sonuçlarý günümüzü de etkilemektedir.
Size sormak isterim. Hafýza kaybý ne demektir?
Varlýðý kavramada rehberimiz olan tasavvuf yönlü açýklamalara bakýldýðýnda hafýzanýn, ‘günlük yaþamýn içerdiði bilgi’ anlamýnda, ruhta kayýtlý olduðu ve asla kaybolmadýðýdýr. Beynin, fonksiyon yetersizliði nedeniyle bu kayýtlarý geri alamamasý ise hafýza kaybý sayýlýr.
Gerçekte ise kayýp yok, okuyamama durumu mevcuttur. Mesela kiþinin kafasýný çarpmasý, beynin hafýzadaki kayýtlara ulaþma fonksiyonuna zarar verir ama ruhtaki kayýtlarý silmez.
Peki o zaman, toplum olarak kafamýza ne çarpmýþtýr da beyinlerimiz hafýzada mevcut kayýtlarýmýzý geri alamamaktadýr? Acaba, varlýðý sadece madde boyutu kabul etmek mi beyinleri bloke eden fonksiyon yetersizliðine yol açan? Toplum olarak maneviyatýmýzdan uzaklaþmýþ olmak mýdýr bizleri zaten deneyimlenmiþlikten alýkoyan?
Ýnsanlýk sadece beþ duyu ile var kabul etmenin sancýlarýný çekmiþ ve gerekli dersleri çýkarmýþ olarak, tüm felsefi ve metafizik öðretilere kapýlarýný ardýna kadar açmýþ durumda. Herkesin idrakine uygun hakikât bilgisine varabilecek yollar artýk sadece ekrandaki bir ‘týk’ lama kadar uzakta. O halde bu edinimlerden kaçmanýn ne gereði var ki?
Yoksa bize tu kaka derler diye mi korkuyoruz?
Her devirde ve her koþulda nuruyla bizi aydýnlatmaya devam eden o muhteþem Zat, Efendimiz (s.a.v) bize bildirmiþ: "Þu Kur'ân'ý muhafazaya itina gösterin. Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zât-ý Zülcelâl‚ kasem olsun Kuraný Kerim’in (hafýzalardan) kaçmasý, develerin baðlarýndan boþanýp kaçmasýndan daha kolaydýr." demiþtir.
Buharî, Fedailu'1-Kur'ân 23; Müslim, Salâtu'l-Müsâfýrîn 231 (791).
Bayram Ediyoruz
Yakýnlarýmýz, dostlarýmýz hacý olmak üzere bu topraklarý terk ettiler, celal ve cemal nurlarýnýn yeryüzünde en yüksek olduðu beldede kulluklarýný eda etmekteler.
Hac vazifesinin iki yönü var ehlinin bildirdiðine göre: Birincisi günahlarýn affolmasý, ikincisi ise Mebrur olaný. Yani oradaki yüksek enerji kapasitesinin etkisiyle beyinde yeni aktivitelerle beraber açýlýmlar oluþmasý.
Bu görevi ve ritüelleri eda etmiþ olan herkes affolmuþtur ve bu kati gerçek þu hadis ile müjdelenmiþtir: “Ýbnu Abbâs (radýyallahu anhümâ) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Beyt'i (Kâbe-i Muazzama'yý) kim elli defa tavaf ederse, günahlarýndan çýkar ve týpký annesinden doðduðu gündeki gibi olur." Tirmizî, Hacc 41, (866).
Affolma kavramý geçmiþ günahlar içindir ve ülke dönüþünde insanýn hayatýnýn sonuna kadar olan davranýþlarýndan halen sorumlu olduðunu ifade eder.
Vakfe anýnda oluþan ve nasýl bir mekanzima içersinde cereyan ettiði bilinmeyen bu günahlarý silme eylemi, kuþkusuz Hz. Muhammed’in Ýslam alemine olan bir armaðanýdýr.
Mebrur un karþýlýðý cennettir ve kiþi beyninde oluþan bazý açýlýmlarýn neticesinde gerçeðini aslýný bilir hale gelir. Esasen bu görevin ifasýndaki ana amaç da bir yerde budur.
Efendimiz (s.a.v) þöyle bildirmiþtir: Umre, kendisi ile öbür umre arasýndaki zaman içinde iþlenen günâhlara kefarettir. Haccý mebrurun cennetten baþka karþýlýðý yoktur!” (Müslim)
Ayrýca Beytullah’ýn maneviyatýndan gelen yüksek feyz ile kaleme alýnanlar ne hoþ ne kadar güzeldir.
Bildirildiðine göre Allah, günâhlarýndan arýndýrmayý murad ettiðinde kuluna oraya gitmeyi nasip eder ve yine Mebrur’u dilediði kuluna bahþeder!
Ýþte bu yüzden biz bu göreve layýk görülüp kendilerine nasip olmuþ tüm Hacý’lar için caný gönülden sevinir, onlar için bayram ederiz.
Hacca gitmek için inanýlmaz bir eðilim var biliyorsunuz. Umreye de öyle. Bütün bunlar insanýmýzdaki bazý þeylerin deðiþtini göstermiyor mu dersiniz?
Teslimiyet ve Açilim
Rahat býrakmýyor, býrakamýyor. Üstün üstüne gidiyor merakým. Açýlýmlarýn çoðuda bu sýkýþma hallerinde oluþuyor. Evrenin sýkýlmayla açýlma halinin her zerrede ayný olduðunu. tecellinin pik noktalarýndan inkiþaf ettiðini hissediyorum. Ýçtiðim çaydaki koku ve lezzet bile kaynar suyla temasý ile oluþuyor. Rengi deðiþiyor kýzarýyor , kokusunu býrakýyor. Gizli olan bu temasla açýða çýkýyor. Bu sýkma halinin varlýðýn her oluþumunda farklý ölçülerde tezahür ettiðini görüyorum. Her ne kadar algý alanýmýn el verdiði kadarýyla olsa da bunu kabullenmek zorundayým.hislerim doðru olanýn bu olduðunu,su gibi akmamý tepkiden uzak seyr halinde kalmamý söylüyor. Dolanan misinayý denize býrakýrlar balýkçýlar. O yavaþ yavaþ düðümlerden arýnýr. Ne zaman ki o karýþmýþ misinayý çözmeye çalýþýrsýn iþler daha da karýþýr,bulanýklaþýr çözülemez olur. Su halleder yeterki teslim ol haline. O yaþanan pik noktadaki sýkýlmalarda , ateþ seni yakmaz olur teslim olursan. Kabrinde yanmaz olursun. Teslim olmuþsundur artýk. Çaya sorulurmu ki gel tependen kaynamýþ suyu boca edelim mi diye? Bilen döker ilmi bilinçlere. Bilir ki koku çýkacaktýr bilinçlerden. Allah Rasulu güzel kokuyu severdi. Kokudan o ne anlardý. Merak ediyorum bizim göremediðimiz neyi okurdu acaba kokuda?
Nasýl oluþur ,her zerrede aynýmý açýða çýkar koku? koku perdesinin ardýnda kim görünür?
Derine dalmadan,o basýncý kafamda hissetmeden açýlýmlar nasýl gerçekleþir.Allah nebisi de sýkýldý cebrail kuvvesi ile. zorlanmadan açýlým olduðunu sistem içinde bulamýyorum. En basit kas hareketlerimiz bile, ilerleyebilmek için sýkýlma halini yaþýyor. Düþünce boyutundaki sýkýlmalar
yeni bir doðumun müjdecisi. Yaþanýlan her sýkýlmanýn yanýnda panzehiride beraber geliyor.
Doðumun panzehiri Baas'la beraber her an var oluþ ve yok oluþ gerçekleþiyor. Tecellinin sonsuz sýnýrsýz oluþumu, Baas'ý anlamaya çalýþan dalga yapýnýn, algýlamada yetersiz kalmasýný saðlamakta. Korteks, gelen bilgiyi açýða çýkartana kadar, kainat sayýsýz defa Baas gerçekleþtirmiþ oluyor. Bir önceki bilgiylede bir sonraki bilgiyi birleþtirmesi senaryonun yazýlmasýný saðlýyor.zihin boþluklarý dolduruyor. Tek'liðin bedende deðilde þuurda yaþanýr olmasý bu senaryonun dýþýnda kalmasý ile yaþanabilir kanaatimce. Veritabaný çerçöp bilgilerin yoðunluðu ile iþlem gerçekleþtirdiðinden kendisini tanýmasý çok zordur. O daire içinde döner durur. Eðer arýndýrcý kuvvesi açýða çýkarsa, derine doðru çeker, þuur boyutunda kendini tanýmasýný saðlar. Kendini tanýyamayan yapý,oluþturmuþ olduðu kozalarýnda,sonsuz potansiyelini yaþamadan geçer gider.
Neredesin?
Evet, neredesin? Daha doðrusu neredesin ? Bedeninin fiziksel olarak olduðu yerde misin ? Yoksa algýlayýp farkýnda olduðun yerde misin? Mecazen semada mýsýn?
Bir gün epey yaþlý bir kiþiyi ziyaret ettim . Kendisine halini sordum, nasýlsýn keyfin nasýl, saðlýðýn nasýl diye. Cevap; çok yoruldum, hayýrdýr dedim. 'Bütün gün o köyden öbür köye atla yolculuk yaptým, þu kiþiye gittim, bu kiþiyi ziyaret ettim' diye anlatýyordu .Þimdi sizce bu kiþi nerede idi ? Bütün gün fiziksel olarak ayný evde hatta ayný odada olmasýna raðmen nasýl böyle bir þeyi yaþayýp yorulmuþtu. Burada beyin deki mekan algýsýna programlanan hücre gurubu iþlevindeki yýpranma ve kontrol saðlama kapasitesindeki azalma neticesi ile beyin kayýttaki bilgileri film þeridi gibi iþleyen diðer hücre gruplarý ile sanki þimdi yeniden yaþanýyor gibi algý kýsmýna yayýn yapýyor.
Bu tip olaylar çeþitli þekilde meydana gelebilir. Benzer bir halüsinasyon hatta çok daha þiddetlisi, özel malzemeler ile nerdeyse yüzde doksan beþ oranda sessiz yapýlandýrýlmýþ bir odada, kiþi yarým saatten sonra halüsinasyon görmeye baþlýyor. Beyin alýþagelenseslerden yani titreþimden, algýdan mahrum olunca kendisi o boþluklarý tamamlamak için sanal algýlar üretmeye baþlýyor. Bunlar deneyimsiz eðitimsiz kiþilerde paniðe yol açarak nerdeyse çýldýrma noktasýna varmakta.
Benzer olay kiþinin kabir olayýnda yaþanmakta. Hz. Muhammed in uyarýsý ‘’onlarýn çýðýlýklarý göðe kadar uzanmakta ‘’diye . Hocanýn kabir baþýnda talkýn vermesi yani kiþinin karþýlaþýcaklarý olay ve durum hakkýnda bilgi vermesi onu bu süreci daha çabuk atlatmasý için. Hz. Muhammed a.s. uygulamasýnda vefat eden kiþi bir an önce gömülür çünkü beyinde kýsmi algýnýn devam etiði bir bölge bir süre daha açýk kalýyor dolayýsý ile o süre zarfýnda bu telkin ve adaptasyon kabirde yaþananlarýn daha kolay atlatýlmasý saðlanmasý oluyor. Kuran tefsiri ne bakarsanýz talkýn da anlatýlanlarý ayrýntýlý bulabilirsiniz.
15 Ağustos 2012 Çarşamba
Okul Sevgisi
Okula baþlayýþ ve okulda geçirilen ilk aylarýn, bazen çok girgin kalabalýða alýþýk çocuklarda bile bir çekingenlik yarattýðý bilinen olaylardandýr.
Bu çekingenlik çocuðun kendini yalnýz hissetmesine ve bunun neticesi olarak da okuldan sýkýlmasýna sebep olur. Eðer bu durum uzun müddet devam eder çocuk okula alýþamazsa o zaman üzerinde durup sebeplerini aramak lazýmdýr.
Anne, kendi iþini yapabilmek veya dinlenmek için onun okula gidiþini bir fýrsat olarak kabul eder, bunu da kendisine hissettirirse, hele kendisinden daha küçük, evde kalan bir kardeþi de varsa bu davranýþý içinde bir kýskançlýk yaratacaðýndan okula gitmeyi istemez ayrýca evden ayýrdýðý için de sevmez.
Diðer yandan evdeki oyuncaklarýna ve þahsi eþyalarýna kalan kardeþinin onlara dokunmayacaðýndan, onlara zarar vermeyeceðinden de emin olmalýdýr. Ancak o zaman düþünmeden kendini derslerine verip takip edebilir.
Çocuða ayrýlýk güç geliyorsa, bu ara sýra, onu kendisinin sevdiði, tanýdýðý bir akraba veya arkadaþýna býrakýp, anneden ayrý 3–4 saat geçirtilerek kýsa ayrýlýklara alýþtýrýlmasý okula alýþtýrýlmasý bakýmýndan önemli bir yer tutar.
Bu iyi bir aþamadýr.
Çocuk sýkça aðlayarak okula gitmek istemediði zamanlar anne anlayýþlý davranýp evladýna ne þiddet ne de müsamaha göstermelidir. Bu halin çocukta yerleþmemesi için en iyi çare onunla hasbýhal ederek oyalayýp okula götürmektir.
Tabi bu dediðim þeyde bilimle olur. Çünkü küçüðün bilinçaltýnýn temizlemesi baþka türlü gerçekleþmez.
Okulda öðretmeni ile de konuþup mevcut sýkýntýlar geçinceye deðin kendisine yardýmcý olmasý rica edilirse o da bu isteksizlikten kýsa zamanda kurtulup, okulunu, arkadaþlarýný ve öðretmenlerini sever.
Evlatlarýmýzýn istikballeri ilkokul sýralarýnda þekillenmeye baþlýyor. Veli öðretmen iliþkisini saðlýklý bir þekilde tesis edip yavrumuzun bu zor günlerinde ondan ilgi ve sevgimizi asla esirgememeliyiz diyorum.
Bal
Miraçta Efendimize þarap, bal ve süt sunulmuþ, O beyin gücünü kullanarak sütü tercih etmiþtir.
Efendimiz "Cennetin dört nehri olan bal, süt, su, þarap Firdevs'ten akar ve o Firdevs'in üstünde arþ-ý âlâ vardýr", demiþtir.
Bal’ýn bu yönünün yorumlarýný ehline býrakýyorum.
Diðer yandan, Efendimiz:
"Her ay üç sabah bal yalayan kimseye büyük bir bela (hastalýk) gelmez."
"Size þu iki þifayý tavsiye ederim: "Bal ve Kur'an."
"Sinameki ve sennut (yani tereyagi tulumuna konulan bal) yemenizi tavsiye ederim. Çünkü bu iki þeyde sam'dan (ölüm) baþka her hastalýða karþý þifa vardýr." Þeklinde bu besinle ilgili pozitif uyarýlarda bulunuyor.
Bugün bilimsel olarak, bal doðal antibiyotik kabul edilir. Örneðin, Yeni Zellanda’nýn manuka balý enfeksiyonlu cilt hastalýklarýnýn tedavisinde ve ilaç yapýmýnda kullanýlýr. Balýn, bakteri ve mantarlarýn geliþmesini durduran antioksidan ve antibakteriyel sübstanslar içerdiði de ispat edilmiþtir.
Balýn antimikrobik özellikleri, aðýz ülseri ve periodontal hastalýklarýn tedavisinde etkilidir.
Her bal türünün kimyasý farklýlýk gösterir. Balýn az bir miktarý bile birçok vitamin, mineral, aminoasit ve antioksidan çeþitleri içermektedir.Bal tüketimiyle baðýþýklýk sistemini güçlenir ve vücudun direnci artar. Bu yüzden, hasta olmadan da bal tüketimi önemlidir.
Mideye çok kolay uyum saðlayan bir besindir. Hayatýn zorluklarýna karþýn insana güç kuvvet verir. Güçlü olan insan da öfkesini yenmesini bilir. Onun için ben de az miktarda da olsa bal yemeðe gayret ediyorum. Çünkü þeker hastalýðým var. Ancak þifa olduðunu bildiðim için bunu yapýyorum.
Balý sahtesinden ayýrmak için karbon izotop yöntemi ile analiz edilmelidir.
Bugün bilimsel olarak ispat edilen noktalara Efendimiz tarafýndan dikkât çekilmiþ olmasý da konuya ayrý bir ilgi uyandýrmaktadýr.
Bal gibi tatlý günler dileðiyle bu yazýmý noktalýyorum. Hoþçakalýn.
Yenilenmeye Açik Olmak Için
Geriye dönük olan insanlara uyarýda bulunmak, onlarýn da deðiþmesini dilemek, bilimle uðraþmasýný dillendirmek, hatta biraz da zorlamak mantýken uygun mu sizce?
Sizi sýkmak istemem sözümüz, bunu baþaramýyacak olanlara deði, Allah Ehli olmaya çalýþan, tutuculuk ve hurafe anlayýþýyla ile uzak/yakýn ilgisi bulunmayan, yenilenme çabasý içindeki bireyleredir.
Bu harika düzende yapýlacak ilk iþ; toplumu tedirgin eden, kimi zaman düþündüren, kimi zaman da can sýkan, öfke, kin, nefret gibi duygulardan kurtulmak ve bunun yaný sýra bilinçli bir düþünce yapýsýna sahip olmaktýr.
Saðlam düþünmenin birinci koþulu, prosesi bulandýran pürüzlerin giderilmesi ve takýntýlardan süratle uzaklaþýlmasýdýr. Bahsi geçen koþullarýn giderilmesiyle birlikte artýk yapýlacak iþ, nifak tohumlarý ekmeyi býrakmak, dedikodu denilen ucubelikten sýyrýlmaktýr.
Ýkinci ve önemli koþul ise yaþam boyu bireyi zor durumda býrakan ‘kuþku’ illetinden vazgeçilmesidir. Ancak, bu iþin üstesinden gelebilmek kontrollü ve salim bir kafayla düþünmekle gerçekleþir.
Çevreye duyarlý davranýþlarýyla adýndan söz ettirenin, kirlilikten kurtulmak isteyenin buna hakký var. Bu türler esasen bu mesajý veriyor. Anlayanda oluyor tabi.
Zira bu zaaf, basit ve üstünkörü bir denetleme/deðerlendirme ile kapatýlacak gibi deðil. Bireyin, gerektiði anlarda bu duyguyla ilgili olarak kendiyle önemli bir muhasebeye girmesi, onunla savaþmasý þart gibi görünüyor.
Kuþku, yerini ‘teslimiyetçiliðe’ býrakmadýkça kiþi bir adým bile ileriye gidemez.
Ýnsanoðlunun bu son derece büyük yanlýþlardan/pürüzlerden bir an önce dönmesi gerekiyor.
Bu þekilde seçkin bir kitleye ivme kazandýrýlmasý söz konusu olabiliyor. Fakat kalite belli olduðu için, yapýlacak iþ bir hayli zor gibi görünüyor.
Kendisinde bir yýðýn çýkmazlar bulunurken ve bu sorunlar kapýda beklerken yenilenme aþamasýna girmek kolay olmaz.
Þayet mutlaka yapýlmasý gereken deðiþiklikler varsa, önce onlarýn üzerinde durmak yenilenmeye dönük akýlcý bir yaklaþým olmaz mý, ne dersiniz?
14 Ağustos 2012 Salı
Kader Degil De Ne?
Depremle ilgili uzmanlar, hemen herkesin korktuðu ama gözünü kapattýðý bir gerçeði bir kez daha haykýrýyor:
‘Zamaný geldi.’
Bilim adamlarýnýn verdiði bilgiye göre ayný deprem bugün olsa, bakýn ‘Ýstanbul’ da neler olacak:
10 bin bina tamamen yýkýlacak.
50 – 60 bin bina aðýr hasar görecek.
40 – 50 bin kiþi ölecek.
Kentin alt yapýsý çökecek.
Ayrýca Prof.larýn verdiði bilgiye göre sadece ‘Fatih ilçesinde’ deprem riski çok yüksek olan bina sayýsý 5 bin. Anladýðým kadarý ile öyle bir felaketin sonuçlarýný düþünmek bile korkunç.
Bütün bu verilere raðmen, Ýstanbul halkýnýn kuþkuya düþmeyi bir an bile aklýna getirmediði ortada. Sanki bir iþin içinde olmayacak gibi davranýyorlar. Bu insanlarýn ‘kendilerine hiçbir þey olmayacaðýna’ dair inançlarý var. Öyle gözüküyor.
Teyidi þu; deprem korkusuna kapýlýp kimse Ýstanbul’u terk etmiyor, iþini gücünü býrakmýyor. Çocuðunun tahsilini yarýda kesmeyi düþünmüyor. Bire bir burada kalmak tek düþünceleri.
Çünkü mutluluklarýnýn gölgelenmesini istemiyorlar.
Ýnançlarý öylesine saðlam ki, bu kentten çekip gitmek yerine kalmayý yeðliyorlar. Köklü inatlarý öyle güçlü ki bunu kendilerine yediremiyorlar. Alýþtýklarý mekânlarýndan bir türlü ayrýlamýyorlar. Anlayacaðýnýz Ýstanbul teslim almýþ insanýmýzý. Ýþin ilginç yaný bu olumsuz haberlere karþýn kentin nüfusunun daha da artmasý. Merakýma mucip oldu ve acaba Londra mý, yoksa Ýstanbul mu daha kalabalýk diye araþtýrdým. Þu anda Londra daha kalabalýkmýþ ancak 2020 senesinde Ýngilterenin baþkentini yakalayacak hatta geçecekmiþ.
Gülümseyerek konuyu þu yorumla kapatalým:
Bu ilginç durumu ben sadece “kader” diye telaffuz ediyorum. Herþeyin önceden hazýrlandýðý ve bilahare açýða çýktýðý bir program.
Herkesin bu olguya karþý duyarlý olmasý boynu bükük bir þekilde kabullenmesi gerekiyor.
Durum da zaten bunu gösteriyor.
Küresel Isinma
Önceleri kimse fazla ciddiye almýyordu, küresel ýsýnmanýn somut belirtileri kendini hissettirinceye kadar. Artýk en duyarsýz-lakayt olanlar bile bu ýsýnmanýn insanlýðýn en büyük tehlikelerinden biri olduðunun farkýnda.
Çünkü somut örneklerini görüyorlar.
Neredeyse kýþ bitti. Bu sene iyi kar yaðdý, yaza girdik doðu kentlerimizde hala kar görülüyor. Sel felaketleri ve bu yönde oluþan can kaybý haddini aþmýþ durumda.
Görüyoruz tanýk oluyoruz.
Kimi zaman dünya kuru bir soðukla yaþýyor. Bu havayý enteresan bir þekilde Londra’da da yakaladým. Bu kýþ kaldýðým süre içinde býrakýn karý, yaðmurun damlasý dahi düþmedi koskoca kente desem yeridir.
O beþ dakikada bir gelen mutad yaðmurdan eser bile kalmamýþtý sanki.
Uzmanlarýn hazýrladýðý rapora göre; sera etkisi yaratan karbondioksit gazlarý salýmýnda, endüstriler kadar olmasa da bireylerin payý da bulunuyor.
Örneðin, 2002 yýlýnda 159 milyon ton olan özel amaçlý enerji tüketimi, daha sonraki yýllarda ciddi þekilde artýþ göstermiþ.
Buna göre, ilerleyen sürelerde daha da geliþen küresel ýsýnmanýn etkileri tüm dünyayý içine alacak ve bu durum insanoðluna açlýk, su kýtlýðý olarak yansýyacak. Bu bir gerçek.
Çünkü bilim bunu haber veriyor.
Þimdi bizim üzerimize düþen görev, yapmamýz gereken þey, iþin ciddiyetinin farkýna varýp tüketim alýþkanlýklarýmýzda aþýrýlýða gitmemek olmalý. Örneðin Fransa’da halk, çantalarýnda taþýdýklarý bez poþetlerle marketlerde alýþveriþ yapýyor.
Dizi ve haber sonralarý hemen devreye giren ve yayýmlanan reklamlardan bilinçaltýma iþlemiþ biri var. Belki sizde anýmsarsýnýz. Þöyle ki “odanýn içine su basýyordu. Evin sahibi ise bize bir þey olmaz” diye konuþmasýna devam ediyordu. Su boðazýna kadar gelmiþti. Bu reklamý küresel ýsýnmadaki durumumuza benzetirim hep.
Anlayacaðýnýz, söz konusu olgu artýk kapýmýza kadar geldi diyebilirim..
Lütfen dikkat!
Zenginin Mali
- Safiye boyutundan daha ilerisi var mý?.. Varsa neresi?... Orada ne haller olur ?...
- Hýzýr Ýlyas buluþmasý ne demek?.. Bazý veliler Hýzýr’la görüþürmüþ, nasýl olur ki ?..
- Mevlana aþk boyutundan ileri geçememiþ !...
- Rabiatul Adeviyye yalnýz baþýna kalmýþ, kesrette; baþka kullarda hakký görememiþ !...
- Hallac, Enel Hak sýrrýný ifþa etmenin bedelini baþý ile ödemiþ !..
Neler konuþtuðumuza, neleri gündem ettiðimize bakar mýsýn Allah Aþkýna ?..
-Henüz Allaha ait isimlerin manalarýndan, özetle esmadan bile haberimiz yokken Safiyenin ötesini sormak !…
-Velayet Sýrrýný sadece yaþayan bilirken bir de Hýzýr’la görüþmeye özenmek !...
-Yetinmeyip Mesnevi hakkýnda hüküm vermek !...
-Kendince yaþadýðý aþký ile nice boyutlar aþan Rabia’yý yargýlamak !..
-Hallac gibi bir Hakikat Þehidini sýrrý ifþa ile itham etmek !...
Destur Ya Huuu !…. Destur !.. Hangi boyuttan neleri sorduðunu, kimler hakkýnda hüküm verdiðini bir düþünsen ?..
Bizim köyde bir veli amca vardý. Ne zaman gençler üst perdeden konuþsa: “Evlatlar zenginin malý züðürdün çenesini yorar, bakýn iþinize, bunlarý geçin” der konuyu kapatýrdý…
Asgari ücretli bir memurun Hawai Adalarýnda tatil dedikodusu ile oyalanmasý, çiftçi Ali dayýnýn Cumhurbaþkanýna tavsiyelerde bulunmasý bana hiç normal gözükmüyor!..
Benim tercihim haddimi bilmekten yana. “Allah Haddi Aþanlarý Sevmez” (Araf-55) ayeti hem uyandýrýyor, haddini bil diyor hem de korkutuyor beni … “Cahil cesurdur” vecizesine muhatap olmaktansa, “Aðýr ol da molla desinler” i tercih etmek daha makul geliyor.
Unutma süperstar olmak kolay deðil.
Emek ister. Meþakkat ister. Böyle bir performansa imza atacak insaný arzular. Þartlanmalar, deðer yargýlarýndan kopman gerekiyor. Böylece Mudil isminden sýyrýlarak kendini birim görmekten kaçýnýrsýn ancak.
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Sirrin Gönlünde Kalsin
Sevgili Kardeþim;
Bir süredir seyir yolunda okuyabildiklerini, içine doðan tespitleri benimle paylaþýyor ve görüþ bildirmemi istiyorsun. Okuduklarýndan çýkardýklarýn ve gönlüne doðanlar oldukça güzel þeyler.
Haddim olmayarak sana bazý önerilerde bulunmak isterim:
-Vardýðýn sonuçlar bilinç semasýndan beþer arzýna dökülen rahmet saðanaklarýdýr. Yaðmur ne kadar Rahmani ve kutlu ise; bunlar da o derece mukaddestir. Þurasý muhakkak ki dünyadan haberi olmayanýn bu dediklerimden de haberi olamaz.
-Mümin bir kula, Salih bir gönle ilham olunan doðuþlar, evliyanýn müþahedesi gibi kýymetlidir. Esasen mümin kul ile evliya zümresinden bahsedilmektedir.
-Tasavvufun genel geçer kurallarý olsa da bu yolda hissedilenlerin büyük kýsmý indîdir. Bana göre indî olanlar; Ýndillahtan, yani hak katýndan, Rahimden, kuantum potansiyelden ulaþýr. Bunlar bir açýða çýkýþ olarak düþünülmeli ve öyle kabullenilmelidir.
Bu nedenle hissettiklerini tevazü göstermenden ötürü sübjektif diye nitelendirmen gerekmez.
Kimi deðerlendirmelere gelince...
Bilesin ki bunlar SIR kapsamýndadýr! Sadece sana mahsus þeylerdir. Örneðin Hz. Muhamed (sav) kendine vahiy istikametinde gelen bilgileri inananlarý ile paylaþmýþ, bir kýsmýný tebliði etmede inisiyatif kullanmasý öngörülmüþ, yani kendi arzusuna býrakýlmýþ, ancak sýrra tekabül edenlerin ise kesinlikle yansýtýlmamasý hususunda rabbinden talimat almýþtýr. Unutma hakikat Yolu bir anlamda sýrlar denizidir.
Bunu ifþa edenler; geçmiþte büyük bela ve sýnavlarla bedelini ödediler.
Ýndî olaný anlaþýlmasý güç, hatta imkansýzdýr.
Bazý seyirler paylaþmanýn insana nasýl bedel ödettiðini þimdilik anlatmak istemiyorum.
Senden Allah Rýzasý için istirham ediyorum:
Sýrlarýn sende kalsýn!..
Bu yönlü müþahedeni Yaratan ve senden baþkasý bilmesin!... Seni sevdiðim için, bedel ödemene gönlüm razý olmadýðý için söylüyorum bunlarý.
Mevlana’nýn þu sözünü dikkate al lütfen: “Sýrlarýn gönlünde kalýrsa, maksuduna çabuk varýrsýn!..”
Þurasý muhakkak ki sýr, sýr tutana verilir, zýr cahillere deðil. Meselenin bir yaný da burasýdýr.
Neden Sevilirler?
Aile hayatý fýtridir (yaratýlýþ gayesi). Bu yaþam düzeyinde çocuklarýn ayrý bir yeri vardýr.
“Allah sizi analarýnýzýn karýnlarýndan bir þey bilmez bir halden çýkardý… Deðerlendirerek þükredenlerden olasýnýz diye, size sem’ (algýlama), basarlar (görüp deðerlendirme) ve fuadlar (esma mana özelliklerinin beyne yansýtýcýlarý-kalp nöronlarý )verdi.” (Nahl-78/ AHMED HULÛSÝ/KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ) bebeklerin, 6-8 yaþ sýnýrýna kadar gelmiþ çocuklarýn, büyüklerine nazaran neden daha çok sevildiðini hiç düþündünüz mü?
Bir bebeðe baktýðýnýzda ne hissedersiniz? Sevgi, þefkât, biraz da hayranlýk deðil mi?
Hiç çocuðu olmayan ve bir bebek için çok þeyini feda edecek bir kadýn tanýrsýnýz. Ama, onlarýn iç dünyasýný bizim bilmemize imkân ve ihtimal yoktur.
Ben kýzýmý bebekken, sanki büyülenmiþ gibi dakikalarca seyrederdim. Neden bu duygularla yaþarýz biliyor musunuz? Bebekler müthiþ bir pozitif enerji alaný yaratýyorlar da onun için. Bu potansiyelle size çok þey yaptýrabiliyorlar, sürekli zinde tutmayý baþarabiliyorlar.
Henüz beþeriyete bulaþmamýþ olduklarýndan, nur saçýyorlar evren için mutlak gerekli olan sevgi, þefkât parýltýlarý onlarýn üzerinden akýyor. Mutluluk yakalanýyor. Bir cennet ortamý yaratmayý iyi biliyorlar. Hastalandýklarýn da anne ve baba bir panik duygusuna kapýlýyor. Ve onlar için olaðan üstü þeyler yapma gayreti içine giriyorlar.
Bu nedenle, anne ve babalar, tek çocuklarý biraz büyüdüðünde biraz da bir defa daha o sevgiyi tatmak için ikincisini isterler. Kardeþ yapmanýn bir esprisi de budur. Bu yaþtaki çocuklarýn neden bu kadar çok sevildiði hususundaki temel noktaya gelince, þunlarý söylemek mümkün: Diðer isimler gibi Vedut ismi, beyin gücü ile ortaya çýktýðý için fark etmeden insaný daha çok sevgi çemberine alýyorlar.
Kýsaca bu ismin manasý, onlarý çok sevmemizi saðlýyor diyebiliriz.
Daha sonralarý veri tabaný günlük iþlerle doluyor ve bu esmanýn üzeri örtülüyor. Çocuklar yine seviliyor, ama arada oldukça büyük bir fark oluþuyor, bu kez dertler baþlýyor. Bu durum ise insaný müthiþ tedirgin ediyor.
Bilmek Bulmak Midir?
Deðerli Dostum,
Tasavvufi Kavramlarý biliyorsunuz. Ama bunlarýn tümü mecaz. Biz bilimsellikle açýklanana dek bunlarý kullanmaya devam edelim.
Mutmainne nedir, neler yaþanýr, Mülhime ne anlama gelir, girdabý nasýl aþýlýr, Tevhid-i Zat ne demektir, tecelli zat ile arasýnda ne bað bulunur. Herhalde bunlara tümüyle vakýfsýnýzdýr. Allaha ait güzel isimlerin yani Esma-i Ýlahiyyenýn çeþitli terkipler halinde inzal oluþu kesret boyutunu meydana getirmesi, ya da yeni anlatýmla kuantum potansiyelin açýða çýkýþý birimlilik boyutu oluþturduðunu bilirsiniz. Kuran bahsini ettiðim þeyleri açýk bir þekilde yazýyor.
Ayet-Hadislerden çýkardýðýnýz yorumlar da iþin bir baþka yanýdýr. Unutmadan söyleyeyim Ayet ve Hadis uslubundan belli olur. Bütün bunlara yaklaþým yapmýþ iseniz bir yerde siz iþi biliyorsunuz demektir.
Hakikat-gerçek sadece bu yazdýklarýmý bilmek mi acaba?... Vahdet; kavram olarak sadece ezberlemek midir sizce?
Bir dakika..Geçenlerde uygunsuz bir sapakta sizi solladý diye yandaki arabaya savurduðunuz galiz küfürleri unuttunuz galiba! Azýcýk benliðinize dokundu, damarýnýza bastý diye arkadaþýnýza takýndýðýnýz tavýr için ne diyeceksiniz? Ya evde ufacýk çocuðunuza, size emek veren eþinize sürekli öfke püskürmeniz nasýl izah edilir? Bütün bunlar bazý þeyleri bilme ve yaþama demek olur mu?
Þayet yaþayamayacaksanýz, en ufak bir olayda bile avam davranýþý gösterecekseniz, Havassýn halini konuþmak neyin nesi. Hani siz özünüze dönmüþtünüz? Tasavvuf, baþkalarýna papaðan misali birþeyler anlatmak için mi, yoksa seyir için mi bilinir, deðerlendirilir.
Enteresan bir þey doðrusu.
Durumunuz size de garip gelmiyor mu?...
Bir Hak Ehline sormuþlar: Asr-ý Saadette Tasavvuf yoktu diyorlar ne dersiniz? Þöyle buyurmuþ: Doðru, Asr-ý Saadette Tasavvuf yoktu. Ama Adý yoktu, fakat Yaþam sýrf Tasavvuf idi. Þimdi ise adý var, yaþamý yok!...
Sonuç; Bilmek, yaþamak demek deðil. Allah’ý Bilmekle; Allah’ý Bulmak arasýndaki fark; bir toz tanesi ile Everest Daðý kadar büyüktür.
12 Ağustos 2012 Pazar
Yok Olmak Bir Lütuftur
Levinas, “Var olmak lütuf deðil, aðýrlýktýr.” der.
Ben bu sözü asýl ‘Yok olmak bir lütuftur’ þeklinde düþünüyor ve öyle kabul ediyorum. Çünkü var olmanýn bir aðýrlýðý olabilir, ama kiþinin sýrtýnda bir yumurta küfesidir. Takdir edersiniz ki lütfu olan þeyin getirisi de çok daha fazla olacaktýr.
Bu felsefe basit bir istek/duygu gibi görünmesine karþýn, bütün tasavvuf ehlinin odaklandýðý bir boyuttur.
Anlatýlan þey gerçektir. Ne dediðini bilmek, ona doðru yönelmek þarttýr. Ancak uzun ve meþakkâtli bir çalýþma ister. Dikkât edilecek nokta ise bunun içtenlikle ve aþamalý olarak kullanýlmasý. Ancak bu kavramý iyi tanýmak ve doðru yönetmek yatýyor. Katlanýlamamasý halinde oluþabilecek tepkiler, bununla birlikte baþlayacak geri dönüþler istek duyaný periþan edebilir.
Diðer yandan, akla þu soru gelebilir:
Yaþamý varlýk düzeni üzerine kurulu, inanç dolu bir insanýn bu uçuk kavramý kabul etmesi mümkün müdür?
Elbette ki hayýr!
Eðri oturalým doðru konuþalým. Kendisine karþý geliþtirilen olumsuz bir olayda tavrýný deðiþtirmeyen, sükûnetini muhafaza eden ve en önemlisi, örtülü bir þekilde yaþayanýn üstesinden geleceði bir iþ deðil mi bu?
Etrafýnýza bir bakýn! Bu vasýflarý taþýyan yani, bir anlamda gerçek deðil, her þeyin hayal olduðunu, göründüðü gibi olmadýðýný kabul edebilen birini görebiliyor musunuz?
Vereceðiniz yanýtý duyar gibiyim.
Bu iþ gerçekten o kadar kolay deðil.
Deðerli dostlarým!
Bilinenin aksine, izafi varlýðýmýz bizi yönetmez. Ýnsanýn geçmiþ yýllardan edindiði tecrübe, bilgi bunun kanýtý. Bu, var olmamanýn iþi ve akýldan çýkarýlmamasý gereken bir konu. Anlayacaðýnýz gibi duygularýn tamamý, zekânýn kývraklýðý varlýða; aklýn gücü de buna meyilli.
Herkesin tozpembe tablolar çizdiði, ama yapacaðý fazla bir þeyin olmadýðý bu dünyada bu olmadýðýnýn aðýrlýðýný taþýmak, herhalde yapýlacak en iyi iþ olsa diye düþünmekteyim.
Orucun Faydalari
Ramazan ayýna girdik. Bu yüzden orucun faydalarýndan bahsetmek istiyorum. Orucun bizler için hem maddi hem de manevi faydalarý vardýr. Nefsimizin aþýrý isteklerine engel olur. Oruç tutanlar daha sabýrlý olurlar. Allah resulü de "oruç sabrýn yarýsýdýr" ve "sabýr imanýn yarýsýdýr" sözlerini söylemiþtir. Bizlere orucun manevi faydalarýný anlatmak ve bizleri oruç tutmaya teþvik etmek için. Oruç ahlakýmýzý düzenler. Bizleri iyiye ve güzele götürür. Daha çok düþünmeye ve þükretmeye yönlendirir. Bizi haramlardan uzaklaþtýrýr. Helal olan davranýþlara yaklaþtýrýr. Zenginlerin gönlüne merhamet gelir. Fakirlere, ihtiyaç sahibi kiþilere yardýmda bulunurlar. Yardýmlaþma duygularý kabarýr. Sürekli çalýþan mide oruç tutarak dinlenmeye geçer. O kadar çok atýþtýrýyoruz ki mideyi çok yoruyoruz. Bu yüzden midenin de dinlenmeye ihtiyacý var. Bu yönüyle de bizim kendimize yapmadýðýmýz iyiliði oruç bize yapar hiç farkýnda olmasak bile. Allah resulü her amelin sevabýnýn on misli katlanacaðýný bildirmiþtir. Yedi yüz misline kadar da katlanýr demiþtir. Allah ise oruç bu kaideden çok farklýdýr demiþtir. Oruç benim içindir ve ben de onu dilediðim gibi ödüllendireceðim demiþtir. Bu sözler bizler için büyük mucizedir. Bir kimse ramazanýn faziletine inanýrsa ve sevabýný Allah’tan umarak oruç tutarsa geçmiþ günahlarý affolunur denmiþtir. Bu yüzden rahman böyle dilemiþ diyerek oruç nimetini deðerlendirmek gerekir. Sadece bu ayda otuz gün deðil, istersek bazý mübarek günlerde, pazartesi ve perþembe günlerini de oruçlu geçirebiliriz. Böylece bize verilen bu nimeti daha iyi deðerlendirmiþ olabiliriz. Bu ay için boþuna denmemiþtir on bir ayýn sultaný diye. Her ayýn her günün hatta her anýmýzýn kýymetini bilmek gerekir. Sadece bu ayýn sevabý daha büyük diye diðer zamanlarý da boþlamak olmaz tabi. Zaten devamý geliyorsa yapýlan çalýþmalarýn o zaman amacýna ulaþmýþ demektir. O zaman hakkýný vermiþ oluruz bu günlerin. Yoksa birer taklitçi olarak geçer gideriz. Ýþte o zaman da ebedi huzurdan mahrum kalýrýz.
Uruç
Hepimizin medyadan takip ettiði üzere dünyanýn pek çok bölgesinde sürekli þiddet ve savaþ haberleri gelmektedir. Peki nasýl oluyor da herkes barýþ isterken sürekli bir kýyým mevcut. Savaþý bile barýþa alet ediyorlar. Barýþ için savaþýyorlar!... Bu nasýl bir tezattýr anlayamýyorum. Ýslam dini adý altýnda açýða çýkmýþ olan mükemmel öðreti dünya tarafýndan gericiliðin sembolü haline gelmiþ. Gerçekten de baktýðýmýzda þiddetin ve düzensizliðin eksik olmadýðý toplumlarýn baþýnda müslüman topluluklar geliyor. Peki bu Ýslamiyetin kendisinden mi kaynaklanýyor yoksa Ýslamýn hakikatinin çarpýtýlmasýndan mý öncelikle bunu tespit etmek lazým. Eðer Ýslamýn kendisinden olsa idi günümüzde Ýslam dininin hakikatini yalnýzca kendilerinin bildiðini ilan ederek fetva veren hocaefendiler ve cemaatler sadece güç ellerinde olduðu dönemde deðil asýrlar sonra da konuþuluyor olurlardý. Fakat gerçekte böyle deðil. Kendisinlerinden asýrlar sonra da bahsedilen yapýlar, Rasulallah’ýn öðretisi doðrultusunda Ýslam’ý idrak edip, içselliklerinden gelen bir þekilde özlerine yönelip hiç olmuþ yapýlardýr. Yunus Emre, Mevlana, Hacý Bektaþi Veli gibi saf açýða çýkýþlar günümüzde de kendilerinden söz ettirerek çaðýmýz insanlýðýna ýþýk tutmaktadýrlar. Sema adý verilen ve günümüzde gösteri olarak karþýmýza çýkan yöneliþ, aslýnda bir anlýk idrak ediþin madde boyutuna yansýmasý olarak o yapýda açýða çýkmýþ ve bilinç katlarýna urucun bir sembolü olmuþtur. Belki de bu zatlarýn yaþadýklarý devirlerde çok ön planda olmamalarýnýn sebebi “Benim Evliyam Örtüm Altýndadýr” iþaretinin hükmünün yerine gelmesi amacý iledir. Her þeyin bizlere altýn tabaklarla sunulduðu þeklinde bir yanýlgýya sevk ettiren tüketim toplumu haline geldiðimiz þu günlerde, biraz olsun bu muhteþem deðerleri anlamak için çaba göstermek zannediyorum ki kendimizi de tüketmemek için yapmamýz gereken bir davranýþ olur. Peki bunun için neye ihtiyacýmýz var? Biraz inaç, biraz vicdan ve biraz da akýl, biraz da samimi isek gerisi kendiliðinden gelecektir.
11 Ağustos 2012 Cumartesi
Yildizlarin Beyin Üzerindeki Etkileri
Çocukluktan beri, uzunca bir zaman astroloji ilgimi çekmemiþti. Bunda ailenin de, çok önemi var. Çünkü, onlarda hiç ilgili deðillerdi. Fakat, zaman geçirmek için, gazete sayfalarýndaki, burçlarla ilgili yazýlarý okurdum. Onlar da, genelde günlük olaylarla ilgili þeyler yazýyor. Çoðu zaman, doðal olarak tutmuyordu. Bazý insanlarý görürdüm, günlük burçlarý okumadan yapamazlardý. Büyüdükçe, bazý konulara eðildikçe, aslýnda burçlarýn, yýldýzlarýn, güneþin ve ayýn etkilerinin ne kadar önemli ve gerçek olduðunu anladým. Aslýnda, insanlýk alemi var olduðundan beri, insanlar gökyüzünü sürekli olarak incelemiþlerdir. Bazý toplumlar, güneþe tapmýþ, bazýlarý yýldýzlara tapmýþtýr. Bana göre, bunun sebebi, yýldýzlarýn insan beyni üzerindeki etkilerini fark etmeleridir. Büyük ihtimalle, zaman geçtikçe iþin aslý unutulup tapýnýlma durumuna gelinmiþtir. Bebek anne karnýnda iken, dördüncü ayýnda aldýðý kozmik ýþýn etkileri, bebeðin özelliklerinin oluþmasýnda çok büyük önem taþýr. Yine, doðum anýnda aldýðý etkilerde çok önemlidir. Tabii ki, genetik faktörler ve çevre faktörleri de çok önemlidir. Bu, anne karnýnda ve doðarken aldýðý etkiler, bebeðin iç ve dýþ burçlarýný belirliyor. Kiþilerin ana burçlarý kýrk yaþýna kadar etkili oluyor. Kýrk yaþýndan sonra ise, yükselen burç etkili olmaya baþlýyor. Hani derler ya, kýrkýndan sonra çok deðiþti diye. Ýþte bu deðiþikliðin sebebi, yükselen burcun artýk etkili olmasýdýr. Burçlar, insanýn karakterinin ve yeteneklerinin oluþmasýnda etkilidir. Baþýmý gökyüzüne çevirip baktýðýmda, sayýsýz yýldýzlarý görüyorum. Þu anda, þehirde oturuyoruz, büyük bir çoðunluðumuz. Þehrin ýþýklarý gece bile olsa büyük ölçüde devam etmekte. Þehrin uzaðýnda olsam ve gökyüzünü incelesem ne kadar çok yýldýz göreceðim. Hele bir de bilim adamlarýnýn gökyüzünü incelemesi nasýl olur, aklým almýyor. Evren sürekli geniþliyor. Sonu sýnýrý bulunamadý. Dört yüz milyar galaksinin olduðundan bahsediliyor. Her bir galakside de milyarlarca yýldýz. Biz bu kainatýn neresinde, ne durumdayýz.
Allah Islah Etsin
Yaþamýnda tanýmadýðý, hakkýnda hiçbir bilgiye sahip olmadýðý halde yanlý davranan, etrafý ile durmadan didiþen, bununla kalmayýp açýkça zan kokan biçimde hedef gösteren; tarafsýz kalmayý yeðleyip doðruyu anlatmaya çalýþan kiþilere kýzan, onlarýn görüþlerini dikkate almaya bile özen göstermeyen bazý insansý vatandaþlarý uyarmak gerekiyor.
Yýllardýr çözülemeyen tasavvuf baðlantýlý sorunlara somut çýkýþlar saðlamak ve Ýslâm’ý çaðdaþ bilimler ýþýðýnda yeniden algýlamak için uðraþ verenlere sinsi komplolar kurup bunlarý yapmayýn.
Kaynak suyundan bahsederken, farkýnda olmadan cahil görüþlerinizle bu suyu kirletmeyin. En azýndan ona karþý edepli olun.
Yaþadýðý dünyayý korkunç bir hýzla kirleten, (bilgi kirliliði yaratan) ve tüketen insanoðlu ayný þeyi kendisi için de yaptýðýnýn farkýnda mý acaba?
Yaptýðýnýz iþin bilincine varýn derim. Eleþtirel yaklaþýmlarýnýz yapýcý olsun, ama kesinlikle yýkýcý olmasýn.
Ýnanç sahibi bir kiþinin diðer bir Ýslam ferdine saldýrýsýnýn Efendimizi (sav) derinden yaralayacaðýný iyi düþünün.
Velev ki o kiþi hata yapmýþ bile olsa..
Allah ilmine kýrk yýlýný vermiþ biri olarak sizlere sesleniyorum: Umarým, bu konuda peþine düþeceðiniz kiþinin, (her kimse) tomografik yapýsýný önceden çýkarmayý ihmal etmez, aðzýna her ‘Allah’ kelamý alan insanýn konuþmasýna bakýp ‘ne kadar da güzel konuþuyor’ deyip karar vermezsiniz.
Geçmiþ hatalardan ders çýkarýp toplumun beklentilerine yanýt veren, güvenilir, ilim sahibi insanlara gereken önemi ve deðeri vermezseniz, bilin ki bu saldýrganlýðýnýz ancak cehaletle vasýflanabilir ve karþýlýðýný mutlaka bir þekilde alýrsýnýz.
Deðerli arkadaþlarým! Hiç kimsenin kapris ve kýrgýnlýk gösterileri yapabileceði bir dönemde deðiliz.
Hedef bellidir!
Ýmamý Gazali’nin de iþaret ettiði gibi sýrlar kitabý Kuran-ý Kerim.
Lütfen, bize verilen bu nimetin farkýna varalým ve bu þansýmýzý iyi deðerlendirelim, onun ahlaký ile ahlaklanmaya gayret edelim.
Belesçilik
Karþýlýksýz iyilik infak’a iþarettir. Bu meyanda bir hadis hatýrlýyorum; “Aðýr duyana söz iþittirmek sadakadýr” der Efendimiz (sav) .
Tabi bunlar yerli yerincedir.
Ancak her þeyi maddi manevi sürekli baþkasýndan beklemek, ihlaslý davranmamak, yani bir anlamda üretimsizlik de beleþçiliðe iþaret eder.
Beleþçilerin beklentilere, ilginç ve özgün yaklaþýmlarý vardýr.
Özellikle ‘üretim’ ile ilgili konulara önem vermeye hiç de niyetli görünmezler. Üzerine eðilmedikleri gibi tam tersine duyarsýz davranýrlar. Bu tür sýnýfýn türemesi, asalak hale gelmesi toplumun yapýsýný, kültürel konumunu tehlikeye atar.
Büsbütün kötüleþmesine sebep olmakla kalmaz, beyin gücünün, geliþip serpilmemesine týkanmasýna neden olur. Bu konum beþeri düzeyde evrensellik ilkelerine terstir.
Ýþin ilginç yaný kimi insanlarýn bu katý tutumlarýný sürdürmekten yana tavýr koymalarýdýr ki, uyarýldýklarý halde bu sevdadan vazgeçmezler.
Bir ademe yakýþmayan bu þaþkýnlýk herhalde Allah’ýn MUDÝL isminin açýða çýkýþý ile ilgilidir.
Ayrýca, gerçek anlamdaki iyiliði, piþirilip hazýr halde önüne konan sofranýn varlýðýný hissedemediklerinden tanýnmalarý güç bir hale getirebilir. Beleþçilik vasfý, insani deðerler açýsýndan tasvip edilen etik bir ahlak olamaz.
O yüzden insan üretebilmeli, deðiþiklikleri anýnda takip etmeli, hazýra konma huyundan vazgeçerek tembelliði huy haline getirmekten kaçýnmalýdýr.
Ancak, yardým istemekle, beleþçi olmak ayný þey deðildir. Sistemin toplum üzerindeki vardýðý mükemmellik de budur iþte.
Yardým, sorunu çözemeyen ama çözmeye azimli olan bir kiþiye yapýlan iyiliktir. Karþýlýk beklemezsizin yapýlanýdýr. Bu bir nevi paylaþmadýr. Söz konusu farký ayýrt etmeden talep edilen iyilik altýndaki þeyler, herkesi ‘beleþçi hale’ durumuna sokacak ve toplumu daðýtacaktýr.
Bu tür eylemler ise insaný yaratýlýþ gayesini bilmekten mahrum býrakýr. Böyle olunca beleþçiliðin kronik bir hastalýk haline gelmesi muhtemeldir.
Bunun sürekli olmasý bir düþ kýrýklýðý yaþatýr. Ýliþki içinde bulunan kiþilere hayatý çekilmez hale dönüþtürür.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)