6 Ağustos 2012 Pazartesi
Asktan Velayete
Anlýk ilhamlar almaya baþlar bilinç. Farika-i hakikat, hakikat þimþeði çakmasý gibi bir anda kendini o sýnýrsýzlýk sonsuzlukla hissetme hali sende oluþur. Ýþte bu da ilham alan nefs, ilham alan bilinç, ilham alan mental hayvan diye tanýmlanmýþ. Kendini bu ilhamý aldýðýn anda kadýnsýz, kocasýz, çoluksuz, anasýz, babasýz tamamýyla mekansýz ve zamansýz hissediþ hali olur. Bunu hissettiðin zaman zaten bilinçteki bütün deðerler sukut ediyor, iflas ediyor geçerliliðini yitiriyor. Ýþte bunu hissetme halini eskiler AÞK diye tanýmlamýþ. Kiþide aþk hali oluþursa diye tanýmlanan þey, kiþi kendini bilinçteki o þartlanmalarýn, deðer yargýlarýnýn, kabullerin ötesinde kendini zamansýz mekansýzlýk noktasýnda hissederse, o zaman o ilham ile bütün bu deðerleri yakar, diyor. Ne diyor rasul as. Hadisinde; "Aþk cunuhundan bir þubedir." diyor. "cunuh" yani delilik. Aþk deliliðin bir türüdür diyor. Yani bilinçsel deðerler ölçüler kavramlarla, hesaba kýyasa ölçüye gelmez o hissiyatýndaki yaþamýndaki deðerler, diyor. Ýþte bütün mesele bilincin tezkiye olmasý, arýndýrýlmasý yani mental hayvaný oluþturan deðerlerin aþaðýya çekilmesi suretiyle, kalpten açýða çýkan mekansýzlýk ve zamansýzlýk hissediþinin yaþanmasý. Bunu bir an dahi yaþasan, o bir anlýk yaþam artýk senin bir takým þeylerden arýnman için sana yeterli enerjiyi kudreti kuvveti veriyor. O zaman senin için dünya, mal, varlýk, þöhret, para, ilim vs hep deðerini yitiriyor hiç oluyor. Böyle olduðu zamanda bu tür bir davranýþta etraf "kafayý üþüttü deli oldu", diyor veya âþýk diyor, meczup diyor. Meczup cezbe halini isteyen yani neyin cezbesi; hakikatini hissetmenin,
Hakikatindeki mekansýzlýk, zamansýzlýk, maddesizlik halini hissedip yaþamanýn getirdiði cezbeyi yaþamak. Þimdi burada bunu yaþayan insan. Bu boyutun adý insan. Bu yaþam boyutu o formal halini keþfettiði (kesbettiði) zaman, artýk kendini mental hayvan sýnýrlarýyla sýnýrlamaz bir hale geldiði zaman, bu yaþam dolayýsý ile burada tatmin olduðu zaman mutmaine makamý denen olay meydana geliyor veliyi meydana getiriyor veli denen hal meydana geliyor.
5 Ağustos 2012 Pazar
Nefsi Mülhime
Kiþi nefs-i levvame düzeyine geldikten sonra, o kiþiye yetiþtirici tarafýndan Allah anlatýlmaya baþlanýr. Daha doðrusu Allah ismi ile iþaret edilen anlatýlmaya çalýþýlýr. Çünkü ona direk olarak sen insansýn bu bilinç varlýk deðilsin, dense; o insan diye bütün yaþamý boyunca bu bilinç varlýðý kabullendiði için, Allahlýðý insana, bilinç varlýða, mental hayvana verecek. Bunun olmamasý içindir ki bu düzeyde bu idrake gelmiþ olan insana, bilinç varlýða, mental hayvana, "Allah adýyla iþaret edilen", denerek Allah esmasýnýn manalarý, Esma ül Hüsna’nýn manalarý idrak ettirilmeye çalýþýlýyor. "Doðmamýþ doðrulmamýþ" anlatýmý, "Ahadüs Samet" anlatýmý, Allah'ýn hiç bir mana ile kayýtlanmadýðý, sýnýrlanmadýðý, ölçüye girmediði, bunun daha da ötesinde bu kâinatta bu varlýkta var olan bütün varlýklarýn, bu esmanýn çeþitli açýða çýkýþ þekilleri olduðu fark ettirilmeye çalýþýlýyor. Bu anlatýmýn bilinçte idrak edilmesi kadarý ile bilinç þartlanmalarý, þartlanmalara dayalý deðer yargýlarýný, deðer yargýlarýnýn oluþturduðu duygulardan arýnmaya baþlýyor otomatik olarak. Bu kavrayýþ arýnmayý meydana getirerek felahýn yolunu açýyor. "Kad efleha men zekkâha” (Gerçekten onu (bilincini) arýndýran kurtulmuþtur.) ayeti de bu bilinç arýnmasýnýn neticesinde felahýn kurtuluþun olabileceðini iþaret ediyor.
Beyin aynasý tümüyle bilinçteki deðerler ve kabullerle simsiyah örtülmüþ vaziyette. Burayý ne kadar parlatýrsak bu defa kalp nöronlarýnýn zamansýzlýk mekansýzlýk âleminden transfer ettiði bilgiler beyne yansýyor. Kalp nöronlarý çok deðil beyindeki gibi az ve her insanda mevcut. O varlýðýn hakikatindeki ölçüsüzlük sýnýrsýzlýk mekansýzlýk noktasýný mekana yansýtýyor, beyne yansýtýyor. Bu defa bu beyindeki tezkiye olma arýnma yani bilinçteki deðerlerin kavramlarýn deðerini yitirmesi geçerliliðini yitirmesi sonucu olarak, sýnýrsýzlýk ölçüsüzlük eskilerin vahdet anlayýþý ve hali dediði farkýndalýðýn açýða çýkmasýný saðlýyor, ilhamlarýný oluþturuyor. Buna da tasavvuf dilinde nefsi mülhime, ilham alan nefs deniyor…
Nefsi Levvame
Aslýnda bilinçli varlýk, bizim mental hayvan dediðimiz, eskilerin insan dediði varlýk. Burada henüz "ruhumdan nefyettim" ve "esma-i küllühayý talim ettim", sýrrýnýn açýða çýkmamýþ hali. Yani hakiki manada insan burada ortada yok henüz. Buradaki varlýk diðer bütün hayvan âlemi ile eþdeðerdeki bir yapý. Marifetname'de Ýbrahim Hakký'nýn bahsettiði veya Mevlana'nýn Mesnevide bahsettiði "Ben topraktým nebat oldum. Nebattým hayvan oldum" aþamasýndaki hayvanlýk aþamasý. Bu yapý eðer tasavvuf dediðimiz insanýn hakikatini keþfetme çalýþmalarý içine girerse, bu defa bedenin bir süre sonra toprak olup yok olup gideceðini, bilincin ise yani mental hayvanýn ise tamamen dünyevi yaþamda çevre þartlarýnýn programlamasý ile oluþmuþ bir varlýk olduðunu ve bu doðrultuda bir yaþam içinde olduðunu fark ediyor, anlýyor. Bunu anlayýnca kendi hakikatine zulmettiðini, kendi hakikatini yaþayamadýðýný fark edip bunun üzüntüsünü ve kendi kendine piþmanlýðýný yaþýyor ki levvema denen nefs yani levvama bilinci kendi hakikatýnýn insan olduðunu fakat insanlýðýný yaþayamamanýn sýkýntýsýný yaþadýðýný fark ederek levvame bilinç noktasýna ulaþmýþ oluyor. Ýþte levvame nefs denilen nokta burasý. Yoksa tasavvufta o tarikatlarda anlatýlan hikâye deðil. Þimdi bu mental hayvanyani bir bilinç varlýk olduðunu, beden ötesi bir bilinç varlýk olduðunu, ancak bu bilinç varlýðýnda çevrenin programlamasý ile oluþmuþ bir organik robot olduðunu, hâlbuki insan kelimesi ile iþaret edilen esma-i küllehayý muhtevi, ruhundan olduðuna iman ediyor. Ýþte bu iman dolayýsý ile kendi kendine levm etmeye baþlayarak nefs-i levvame düzeyine yükselmiþ oluyor. Bu noktanýn çok iyi anlaþýlmasý gerekir. Tasavvuf adý altýnda anlatýlan bilgileri ezberleyerek kiþilerin birbirine anlatmasý ile tasavvuf yolunda ilerlenmiþ olmaz. Orada geçen kelimeler ile ne anlatýlmak istendiðini tam ve kesin olarak anlaþýlmasý lazým gelir.
Mental Hayvan
Son konumuz insan. Yani insaný tanýmak. Yýllar yýlý insanlýðýn kabul ediliþinden bu yana gelen anlatýmda hep bu bedenden eserleri açýða çýkaran varlýk insan diye tanýtýlmýþ. "Ben Ruhumdan Nefyettim" sözü ile kastedilen mananýn ÝNSAN olduðu açýklýk kazanmamýþ. "Ruhumdan nefyettim" ifadesindeki "Ruhum" esma manasý olduðu ve esma manasý olan, esma-i külleha manasý olan, þuurun, þuursal farkýndalýðýn insan olduðu fark edilmeyip bu beden ve bu beden dolayýsý ile oluþan bilincin insan olduðu zannedilmiþ. Öyle zannedildiði içindir ki de Allah'ýn aynasý olan insan, mental hayvan zannedilmiþ.
Eskiler bu farký insan ve insaný kâmil olarak vermiþ. Mental hayvan dediðimize insan, bu makalede insan dediðimiz varlýðý da onlar insaný kâmil demiþler. Þimdi burada insaný net bir biçimde anlayabilmek için mental hayvan diye tanýmladýðým genelde insan denilen varlýðýn nasýl oluþtuðuna bakmak lazým.
Ýnsan denen varlýk yeryüzünde var olmadan evvel insansý vardý. Ýþte o insansý, bizim mental hayvan dediðimiz varlýðýn esasý. Çocuk doðarken baþlangýçta meleki yapý ile meydana geliyor. Bilinç henüz hayvanlaþmamýþ. Fakat bu yemek, içmek ve bedensel hareketler dolayýsýyla yetiþirken daha çocukken, Bebek iken kendini beden kabullenme noktasýna geliyor ve "ben bu bedenim bu birimim", anlayýþý onda yerleþmeye baþlýyor. Ben bu bedenim bu bedenle yaþayan bir varlýðým, anlayýþý anne babanýn sen busun, demesi ile daha sonra çok yakýn çevrenin halka halka geniþleyen çevrenin okulun vs. de geliþimi ile kendini tamamen bu þartlanmalarýnda oluþturduðu bilinç varlýk olarak kabul ediyor. Eðer bu varlýk kendini yalnýzca bu biyolojik beden noktasýnda kabullenmiþse, tamamen biyolojik hayvanolarak yaþamýna devam ediyor ve sadece bedenin zevk, istek ve arzularýný tatmin yolunda yaþýyor. Ama bunu yaþarken de, tabii bulunduðu çevrenin kendisine yaptýðý programlamalar þartlandýrmalar, þartlanmalarýn oluþturduðu deðer yargýlarý ve bu deðer yargýlarýnýn kendisinde yaþattýðý duygular dolayýsý ile de bilinçli bir varlýk haline geliyor.
4 Ağustos 2012 Cumartesi
Muhtesem Bilgi Kaynagi Üzerine
Sonsuzluðun muhteþem ruhu, muhteþem beyin Resulullah (s.a.v.) efendimizin Kuran’la ilgili pek çok hadisleri mevcuttur: “-Allah yeryüzünde azabý hak etmiþ olanlarý azaplandýracaðý zaman, Allah’ýn kitabýný öðrenmeye çalýþan çocuklarýn yüzü suyu hürmetine azap etmekten vazgeçer. Kim ondan bir ayet dinlerse, dinlediði ayet onun için (dünyada ve ahirette) nur olur. Þüphesiz ki, onu okuyana bir sevap, onu dinleyene iki sevap vardýr. -Þüphesiz insanlarýn bir kýsmý Allah’ýn dostlarýdýr. Onlar ehl-i kitap olanlardýr. -O kitap; Allah’a gökler, yerler ve onlarda bulunanlardan daha sevimlidir. -Onun okunduðu evin hayýr ve bereketi artar, onun okunmadýðý evin hayýr ve bereketi azalýr. Allah kitabýný çok okuyan hafýzlar cennet ehlinin liderleri, baþkanlarýdýrlar. -Sözlerin en hayýrlýsý Allah’ýn kitabýdýr. -Çocuðuna Allah’ýn kitabýný öðreten babaya cennette taç giydirilir. Kim o kitaptan bir ayet öðrenirse, kýyamet günü öðrendiði bu ayet onu gülerek karþýlar. -Oruç ve Allah’ýn kitabý sahiplerine þefaat ederler. -Sizler kýyamet günü Allah’ýn katýna ondan daha üstün bir þey ile varamazsýnýz. –Ýçinde o kitap okunan ev, içindeki aile fertlerine okyanuslar kadar geniþler. Melekler oraya iner, þeytanlar ise oradan kaçar. O ev, hayýr ve bereketle dolar. O okunmayan ev ise halkýna daralýr, melekler orayý terk eder, þeytanlar ise oraya musallat olurlar. O evin hayýr ve bereketi kaçar. -Ben Allah’ýn kitabýný baþkasýndan dinlemeyi severim. -Kendinizi o kitaba iyice alýþtýrýnýz, onu daima okuyup müzakere ediniz. -Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki; o kitabýn insanlarýn kalbinden kaçmasý, unutulmasý devenin yularýndan kurtulup kaçmasýndan daha kolaydýr. -Bu kitaptan ayrýlmayýn! Çünkü o, Allah’ýn sofrasýdýr. Kim Allah’ýn sofrasýndan yararlanmak isterse, gayret etsin. Zira ilim, öðrenmekle olur. Ebu Hureyre (r.a.) anlatýyor: ”Resulullah s.a.v. buyurdular ki: ”Aziz ve celil olan Allah buyurmuþtur ki: ”Kulum, beni andýðý ve dudaklarý benim için kýmýldandýðý an ben kulumla beraberim.” -Size iki þey býrakýyorum. Bunlara uyduðunuz müddetçe asla sapýtmayacaksýnýz: Allah’ýn Kitab’ý ve Resulünün sünneti. – Allah’ýn kitabýný öðrenin, okuyun ve kolayýnýza gelen yerleri okuyun. Muhammed’in (s.a.v) nefsi yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, onun unutulup gitmesi, baðlý devenin ipinden kurtulmasýndan daha çabuk olur. Öðrenin, bilin ki, kim bir gecede veya bir gün içerisinde 50 ayet okursa, o, gafiller listesine yazýlmaz. Kim gecede 100 ayet okursa, abidler arasýna yazýlýr. Kim gecede 200 ayet okursa, ondan Allah’ýn kitabý davacý olmaz. Gecede 500 ila 1000 ayet okuyanlar ise, kendilerine cennette büyük makamlar ihsan edilmiþ olarak sabahlar. -Bu kitap þefaatçidir ve þefaati makbuldur. Riayet etmeyenlere ise hasým olarak isbatý vücud edecektir. Kim ki, bu kitabý öne alýrsa, o onu cennete götürür. Kim de arkasýna býrakýrsa onu da cehenneme sürer.’’
Ulûhiyet Kemalati
Özetleyerek söylemek gerekirse, Allahýn dýþýnda bir varlýk görmemek kaydý ile ve hangi isim alýrsa alsýn “Her iþin, onu yapmasý gerekenlerce yapýlmasý” anlamýna gelir ulûhiyet kemalatý.
Bir anlamda esma manalarýnýn çýkýþýnda yerli yerince kullanýlmasý anlamýna gelir bu dediðim þey.
Buradan yola çýktýðýmýzda, günlük hayatýmýzdan örnekler vermek gerekirse; bisiklet tamircisi turþucunun, mobilyacý dondurmacýnýn, psikiyatr bakkalýn, ilköðretim öðretmeni de bir profesörün yaptýðý iþi yapamaz, yerini tutamaz.
Mesela, eczaneye manavdan alýnacak meyva-sebze þeyler için gidilmez. Þayet böyle bir þey düþünülürse o insan da pskolojik sorunlar aranýr. Tedavi için gerekli yerlere müracaat edilmesi gerekir.
Ýþte beþeri yaþamda “kim, ne için yaratýlmýþsa onun gereðini yerine getirmesi” bu bahsini ettiði tarz ve usulle alakalý, kemalatla baðlantýlýdýr.
Varlýk bütünlüðü içinde halk ve hak kavramlarýnýn kullanýlýyor olmasý, keza ulvi ve süfli ayrýmý da bu düzeyde mütalaa edilmesinden ötürüdür.
Ulûhiyet kelimesi, Kuraný Kerim’de ‘ilâh’ kelimesi ile zikredilir.
Þayet birimde Allah kavramýnýn içselliði yoksa söz konusu kavramýn “tanrý” þeklinde düþünülmesi ve kabul edilmesi muhtemeldir.
Bu açýdan bakýldýðýnda, ‘Ýlah kavramý, Kur’an’ý anlamada’ çok önemli bir yer tutar.
Ulûhiyet kemalatýnýn yaþamý, rabbini bilmeyi onu müteakip, melikiyet vasfýnýn ne olduðunu bilme-yaþama, ölmeden evvel ölme ile getirir. Bu nitelik hemen tahakkuk eder.
Ýlk etabý budur.
Ýkincisi ve daha kemal bulmuþ hali, hiçlik noktasýný yani Ahadiyet’i de kapsamý altýna almasý ile yaþanýr.
Uluhiyetin Hiçliði kapsayan bir sýfat oluþunu idrak edemiyorum; Ama bu felsefeyi ortaya dökenin Abdülkerim Ceyli Hz.de olduðunu düþündüðümde, bu yaklaþýmýn benim basit sýradan bir acziyetimle mukayese edilmeyecek düzeyde olduðunu düþünüyor ve bunu sýfatý takliden de olmak üzere kabul etmek zorunda kaldýðýmý beyan ediyorum.
Necasetten Arinmak
Çokluklar ayrýlýklar arasýnda boðulmadan Tekin çaðrýsýdýr Ýslam...Zaten bunu anlamayan hakkýyla ne Tevrat'ý anlamýþtýr, ne incili anlamýþtýr ,ne de Kuran'ý anlayabilecektir. Ayýca "necis olanlar dokunmasýn" iþareti düþünce pisliðidir. Yoksa senin elbisenin pisliði Kuran'a ne bir þey katabilir, ne de eksiltebilir. Yazýk ki zamanla bu sözü de "abdestsiz olanlar dokunmasýn "seklinde çevirmiþler, böylece gerçek anlamýný örttükleri gibi, zaten abdesti bilmeyen, uzak duran içeriðini anlamadýðý için de özünden mahrum kalan birimler, Kuran'a da dokunmaktan, açýp okumaktan, öðrenip anlamaktan, idrak edip uygulamaktan mahrum kalmýþlardýr. Böylece necaset ; düþüncenin pisliði ,çokluk ve farklýlýklar algýsý içindeki bulanýk fikirlerdir . Fikirler bulanýkken gerçek bir imandan söz edilebilir mi? Ýþte necasetin, bulanýklýðýn, ikiliðin getirdiði nokta: imansýzlýk. Ýman etmeyeceðin inanmayacaðýn bir kitabi okumak iþe yarar mý? Bence yaramayacaðý gibi inkar perdelerinin de arkasýna saklanacak o sistem bilgileri. O yüzden boþuna yaklaþma, dokunma.
Tek bir yaratýcýnýn varlýðýna imanla tek bir iradenin halk ettiðine (kadere) teslim olmakla Ýslam’ýn kapýsýný araladýn ve açtýn kitabi. Necasetten arýndýn, bulanýklýk yok. Çünkü Tekin iradesine teslim oldun. Hangi kitabi açtýysan Allah'a iman davetini aldýn o dönemin nebisinin resulünün þuurunda açýða çýkýþý ile..ister Tevrat'ý açtýn, istersen incili açtýn. Hitabý okuduysan Kuran'da ne anlatýyor fikrine kayýtsýz kalamazsýn. Farklý zamanda farklý bir resulün, nebinin þuurunda açýða çýkan Allah hitabýný reddedersen iki göz bahþedilmiþ iken tek gözle yaþamaya çabalayan nasipsizin durumuna düþersin. O gözün de açýlýnca fark edersin ki, sistemin anlatýmý tamamlanýyor, bu kitap Kur'an ile birlikte din ve sistem gerek açýkça, gerekse misaller ardýnda anlatýlýyor. Ancak koþulsuz bir inanç ve teslimiyetle tüm resullerin nebilerin tek bir kaynaktan dile gelen tek Allah'a davetin kulluðunu yaptýklarýný anlarsýn.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)